Nedir

Osteoporoz Nedir

Osteoporoz Nedir
Osteoporoz yani halk arasındaki değimiyle ‘Kemik Erimesi’; kendini sırt ağrısı, kramplar, ileri yaşta kamburluk, boyda kısalma ve bazen ilerleyen yıllarda kalça kırığı riskinde artışla gösteren, sıklıkla bayanlarda olmakla birlikte 70 yaşından sonra erkeklerde de görülen bir hastalıktır.

Osteoporoz tedavisinde kullanılan ilaçlar, doktor gözetiminde aylarca, bazen yıllarca kullandırılırlar. Bu ilaçlardan Kalsiyum tabletleri en yaygın kullanılanlardandır. Bazenhastalar, ‘Ben zaten sütü, peyniri çok tüketiyorum, kalsiyumu ilaç olarak almama gerek yok’ gibi bir inanış içinde olabilirler ki bu son derece yanlıştır. Çünkü önerilen kalsiyum tabletlerinin içindeki kalsiyum miktarı ve emilimi vücut için gereken yüksek orandadır, halbuki bu sadece yiyeceklerle telafi edeceğimizi düşünsek, her gün litrelerce süt içip, kilolarca peynir, yoğurt vb. tüketmemiz gerekir ki bu da mümkün değildir. Bu nedenle gerektiğinde bunu düzenli kalsiyum hapları olarak almalıyız.Yanlış bir inanışla bu ilaçların böbrek taşı yaptığına inanılır.Doktor tavsiyesi üzerine alınan kalsiyum tabletlerinin hiçbir sakıncası bulunmamaktadır.

Osteoporoz tedavisinde, Kalsiyumun yanında D vitamini içeren ilaçlar da yaygın olarak kullanılır. Bazı hastalar D vitamini ile Kalsiyumu aynı şey olarak düşünürler ki bu yanlıştır. D vitamini, güneşin UV ışınlarıyla deriden emildikten, ya da bir formu da yiyeceklerle alındıktan sonra vücutta karaciğerde ve böbrekte işlenip aktif D vitaminine çevrilir. Kan tahlilleriyle eksikliği saptandığında doktor tarafından ilaç olarak takviyesi yapılır. D vitamini eksikliği çocuklarda raşitizme, erişkinlerde de osteomalaziye yol açar ki, osteomalazi bazen osteoporozla birlikte olabilir. Uzun dönem güneşli günlerin yaşandığı bir Akdeniz ülkesi olmamıza rağmen, D vitamini eksikliği ülkemizde yaygındır. Bunun nedeni güneşten yeterince yararlanamamızdan olabilir. Yeterli D vitamini alımı için kişinin gün içinde örneğin kolları ve yüzünün açık olup 30-45 dakika güneş ışığına direk maruz kalması yeterli olabilir. Burada önemli olan, güneş ışınlarının pencere, cam arkasından değil, vücuda direkt gelmesidir. Son yıllarda kullanımı artan güneş koruyucu ürünler, hatta UV filtreli nemlendirici kremler de UV ışınlarını filtrelediklerinden D vitamini alımını engeller, bu nedenle bunların kullanımı konusunda miktar ve kullanım sıklığı abartılmamalıdır.

Tedavide ve başlangıçta osteoporozun gelişmemesi için yürüyüş, step, dans ve ayakta yapılan diğer sporlar çok önemlidir. Ayakta yapılan, yani vücuda yük bindiren sporlar, kemikler üzerine de yük bindirerek kemiklerin yapımını, yani güçlenmesini uyarırlar ve osteoporozu önlerler. Yaşam tarzı açısından ise sigara, kahve, fazla tuz alımı engellenmelidir. ”Önemli olan Osteoporozla tanışmadan önlemek, tanıştıysak da ilaç tedavisini keyfi olarak kesmeden doktor takibinde kalmaktır.”

NEDENLERİ
İnsan vücudunda kemik yapımı ile yıkı­mı arasında kurulu bir denge vardır. Bu denge 30 yaşına kadar yapım yönünde ağır basar. Bu dönemden sonra kemik dokusunda her yıl yüzde bir dolayında azalma görülür. Kütlesi belirli bir sını­rın altına düşen kemikler sıradan meka­nik basmca dayanamaz hale gelir ve en küçük darbe karşısında bile kırılabilir. Osteoporozda kemikteki yıkım süreci artar, kemiğin kütlesi tehlikeli düzeyin altına iner ve kemik kendiliğinden kırı­labilir.

Osteoporozu hazırlayan en önemli etkenlerden biri, otuz yaş dolayında ke­mik kütlesinin azalmaya başlamasıdır. Kadınlarda başka bir önemli hazırlayıcı etken, menopoz döneminde östrojen hormonu salgısının hızla azalmasıdır.

Menopozdaki kadınlarda kemik kütlesi hızla kaybolur; 30 yaşlarındaki kadın­larda kemik kütlesinin erkeklere göre yüzde 10-20 oranında daha az olması bu tabloyu ağırlaştırır. 50-70 yaş ara­sındaki kadınlarda trabeküler (kemik yapışım oluşturan kanalcıklar) kemik yapısının oldukça fazla olduğu süngersi kemiklerde (omurlar) osteoporoz ol­dukça yaygındır. Omurlar vücudun ağırlığı altında ezildiğinden belirgin bir travma olmasa da kırılabilir. Kırıklar, ağrı, boy kısal­ması ve sakatlığa yol açar. Erkekte kemik dokusu kaybı daha yavaş bir süreç izler ve geç ortaya çı­kar. Daha çok süngersi kemiklerde gö­rülen doku kaybı ancak 60-90 yaşların­da belirgin hale gelir. Süngersi kemiğin ince yapısında değişiklikler olur; ke­mik kütlesindeki azalmaya göre meka­nik dirençteki azalma daha çoktur. Di­rencin azalması ve kemiğin ince yapısı­nın değişmesi sonucunda ikinci tip os­teoporoz görülür. İkinci tip osteoporoz­da tanklar sıklıkla çevrel kemiklerde, özellikle döner kemik ve uyluk kemiği boynunda görülür. Kendiliğinden kırık­lar çok enderdir; genellikle yaşlılarda denge bozukluğu, görme kusuru, ref­lekslerde yavaşlama nedeniyle sık rast­lanan düşmeler sonucunda kırıklar gö­rülür. ikinci tip osteoporozun gelişim sü­reci yaşlanma süreciyle yakından İlişki­lidir; tek bir sistemdeki gerilemenin be­lirleyici olduğu söylenemez. Burada et­ken olan değişikliklerden başlıcaları cinsiyet hormonları ile kalsiyum metabolizmasıyla ilgili çeşitli hormonların daha ak salgılanması, vücudun hareket­liliğinin ve yerel uyarıcı etkenlerin azalmasıdır.



Bölgeler ve Şehirler Bölgeler ve Şehirler
Nedir - Ne demek - Hakkında Bilgi - Kısaca