Nedir

Böcek Hakkında Bilgi

Böcek Hakkında Bilgi
  *Çoğu karada yaşar.
  *Vücutları baş, gövde ve karın (kuyruk) olmak üzere üç bölümden oluşur.
  *Genellikle üç çift bacak ve iki çift kanat bulundururlar.
  *Dolaşım sistemleri açık olup, solunum organları trakedir.
  *Bazı türleri sosyal yaşar(karıncalar, arılar, termitler gibi)
  *Örnekler:Çekirge, kelebek, bit, sinek ve yaprak biti

Böcekler, eklembacaklıların bir sınıfıdır. Uzmanlar, bir metre kare verimli ve nemli toprakta 1500 kadar böceğin bulunabileceğini hesaplamışlardır. Yani, bir hektarlık bir alanda on beş milyon böcek yaşayabilmektedir. Böcekler yalnız bahçelerde bulunmazlar. Çeşitli böcek türleri dünyanın her yanma yayılmış durumdadırlar.

Böceğin Yapısı
Göllerde ve havuzlarda da birçok böcek türü yaşamaktadır. Bazı böcekler, hiç bir canlının yaşayamadığı susuz çöllerde yerleşmişlerdir. Bazı başka türler ise Güney Kutbünun buzullarında ‘yaşamaktadırlar. Böcekler, yer altındaki derin mağaralarda ve sıcaklığın 50°’C yi bulduğu kaynaklarda bile yerleşebilirler. Bir böcek türü, hemen hemen bütün öteki canlılar için öldürücü olabilecek kadar asitli olan sirke .içinde yaşar. Bir tür sineğin larvaları ham petrol birikintilerinde yaşamaktadır. Bunlar, petrol birikintilerine düşen öteki böceklerle beslenirler.

Çoğu böcek türleri asalaktırlar. Bunlar, öteki hayvanların üzerinde veya içinde yaşar ve konak hayvanlarının kanları veya vücut dokularıyle beslenirler.

Böcekler için elverişli olmayan tek ortam denizdir. Bununla birlikte böcek türlerinden biri, (bir çeşit titrer sinek) yaşamının tüm evrelerini denizde geçirir.

Uzmanlar 850 000 değişik böcek türü saptamışlardır. Bunların 650 000′i kınkanatlılardır. Sözü edilen 850000 tür böcek, bütün hayvan türlerinin yüzde seksenini oluşturmaktadır. Böcekler çok küçük hayvanlar oldukları için, özellikle bilimsel araştırmaların sürdürüldüğü uzak yerlerde, sürekli olarak yeni böcek türleri ortaya çıkarılmaktadır. Yeryüzünde iki milyon değişik böcek türünün yaşamakta olması mümkündür.

Böcekler, yeryüzünde uzun bir süreden beri yaşamaktadırlar. Uzmanlar, ilk böceklerin 350 milyon yıl önce ortaya çıkmış olduklarını ileri sürmektedirler. Böcekler omurgasız hayvanlar grubundandırlar. Eklembacaklılar filumuna girerler. Eklemli bacakları olan öteki omurgasızlar, yengeçler, İstakozlar, çokbacaklılar ve örümceklerdir. Bütün eklembacaklıların vücutları çeşitli bölütlerden oluşmuştur. Ayrıca çoğu türlerin vücutları dış iskelet denilen sert bir kabukla kaplıdır.

Böcek vücudu derin çizgilerle üç ayrı bölüme ayrılmıştır. Bu bölümler baş, göğüs ve karındır. Bu yapı biçimi böcekleri öteki eklembacaklılardan ayırır. Çünkü bu hayvanların vücutları üç bölüme ayrılmış değildir. Böceklerin vücutlarındaki her bölüm birkaç bölüte ayrılır. Ancak başta bulunan bölütler erişkinlerde pek belirgin değildir. Böcekleri öteki eklembacaklılardan ayıran bir özellik de, erişkin böceklerin her zaman altı bacaklı olmasıdır. Örümcek, sekiz bacağı olduğu için böcek sayılmaz. Birçok bacağa sahip olan çokbacaklılar da böcek değildirler. Bazı böceklerin kanatları vardır. Kanat sayısı bir veya iki çift olup, bunlar göğüste bulunur.

Erişkin böceğin vücudu bir kabukla örtülüdür. Bu kabuk çoğunlukla kitin denilen sert ve su geçirmez bir maddeden oluşur. Ayrıca kabukta eklemler bulunur. Kabuk, böceğe korunma olanağı sağlar. özellikle düşman sayılan öteki böcek türleri, böceğin yumuşak vücuduna bu kabuk nedeniyle doğrudan saldıramazlar. Kabuğun su geçirmez oluşu, böceğin yağmurlu havalarda ıslanmamasını sağlar. Ayrıca, böcek kuru ve sıcak havalarda kuruyarak ölmekten korunur. Böylece, kuru çöl ikliminde yaşayan böcekler yaşamlarını sürdürebilirler.

Böcekler bulundukları ortamı çok iyi tanıyabilirler. Çok gelişmiş ve duyarlı görme, koklama, dokunma ve işitme organları vardır. Örneğin sinekler kendilerine doğru yaklaşan bir nesneyi görünce hemen uçarlar. Çünkü sinek başının iki yanında, birçok böcekte olduğu gibi iki petekgöz vardır. Gözlerin konumu, sineğin hemen hemen her yönü görmesini sağlar. Ev sineğinin petek gözünde, faset denilen bölümler vardır. Sayıları 4 OOO’i bulan fasetlerin her biri cisimlerin başka bir görüntüsünü alır. Fasetlerden gelen sinirler bu ayrı görüntüleri beyne iletirler. Beyin bu görüntüleri birleştirerek bir bütün görüntü elde eder. Birçok başka böcek türlerinin erişkinlerinde bileşik gözler vardır. Bileşik göz, her biri bir mercekli olan üç basit gözden meydana gelir. Bunlar böcek başının en üstünde yer alırlar. Bileşik gözler aslında nesnelerin net bir görüntüsünü elde edemezler. Yalnız hareketleri fark ederler ve hareketli bir cisim yaklaştığı zaman böceği tehlikeye karşı hazırlarlar.

Böcek Nedir
Böceklerin çok keskin tad alma ve koklama duyuları vardır. Çoğu böcekler yalnız koklama ve tatma yoluyla tanınan besinle beslendikleri için, bu duyular çok önemlidir. Kelebeklerle sinekler tatlı maddeleri üzerinde yürümekle bile ayırt edebilirler. Çünkü bu böceklerin ayaklarında sinir uçları vardır. Tat alma organları genellikle böceklerin ağız parçalarının çevresinde bulunmakla birlikte, sineklerde pulkanatlılarda ve kelebeklerde, bacaklarda da tat alma organları bulunur. Duyargalarda koklama organları yer alır. Bazı pulkanatlıların erkeklerinde dişilere göre daha tüylü duyargalar vardır. Bunlar daha duyarlı organlar olup, erkek pulkanatlının, dişinin kokusunu iki kilometre kadar bir uzaklıktan bile algılamasını sağlar.

Duyargalar dokunma duyusu açısından da önemlidirler. Arılar, birbirlerinin duyargalarına dokunarak haberleşirler. Ayrıca çoğu böceklerin vücutlarında dokunmaya karşı duyarlı tüycükler bulunur.

Düzkanatlılar arka bacaklarını ön kanatlarına sürterek çeşitli sesler çıkarırlar. Bazı düzkanatlı-larda, arka bacakların iç yüzeylerinde, bu sesin yükselmesini sağlayan yumrular bulunur. Ağustos böceği, en yüksek sesi çıkaran böceklerden biridir. Bu böceğin karnının iki yanında, bir çift gergin deri parçası vardır. Bu deriler hızla titreşerek çok tiz bir ses çıkarırlar. Genellikle erkek böcekler, dişi böceklerin dikkatini çekmek için çeşitli sesler çıkarırlar.

Ses çıkaran böceklerde birbirlerinin seslerini duymak için özel işitme organları bulunur. Bu işitme organları aslında gergin zarlardır. Düz kanatlıların işitme organları, karnın iki yanında ve kanatların altında yer alırlar. Çoğu böceklerin işitme organları ise bacaklarda bulunur. Pulkanatlılar, duyarlı işitme zarlarının yardımıyle, yarasaların tiz sesini kolaylıkla duyarlar. Böylece en büyük düşmanları olan yarasalardan uzaklaşabilirler. Böceklerin çok basit bir beyin yapıları vardır. Bu hayvancıklar, duyu organları uyarıldığı zaman hemen tepki verirler, örneğin, herhangi bir nesne bir sineğe doğru hareket ettiği zaman, sineğin gözleri beynine, sinirler aracılığıyle bir dizi haber iletir. Beyin de, hemen kanat kaslarına emir iletir. Kanat kasları kasılır ve sinek uçar. Bu olaya refleks hareketi denir. Hemen hemen bütün böcekler reflekslerle hareket ederler. Ancak, karınca ve arı gibi böcekler, deney yoluyla bazı bilgiler öğrenebilirler. Bu tür öğrenme için, anıları biriktiren daha gelişmiş bir beyne gerek vardır. Arılarla karıncaların beyinleri vücutlarına oranlandığında, öteki böceklerin beyinlerinden daha büyüktür.

Böcekler, belki de uçabilme yetenekleri nedeniyle yeryüzünün hemen her yerine dağılmışlardır. Böcek kanatları incedir. Kanatlar üzerinde, kanadı sağlamlaştırıcı damarlar yer alır. Ancak bu damarların içinde kan dolaşımı yoktur. Sinek ve sivrisinek gibi bazı böceklerin yalnız bir çift kanatları vardır. Kelebeklerle pulkanatlıların iki çift kanatları olur. Bu böcekler ince ve renkli pullarla kaplıdırlar. Kınkanatlıların ön kanatları kabuk gibi serttir. Bu kanatlar, uçma sırasında kullanılan arka kanatların üzerine kıvrılarak bunları korurlar.
Bazı böcek türleriyle pire, bit ve tahtakurusu gibi asalak böceklerin kanatları yoktur. Erişkin pirelerin en büyüğü bir santimetre uzunluğundadır. Çoğu pireler yirmi beş santimetre kadar sıçrayabilirler. İnsanlarda aynı oranda sıçrayabilselerdi, 60 metre yüksekliğe erişmeleri gerekirdi. Bir kasın gücü kalınlığına bağlıdır. Böceklerde birçok kısa, fakat kalın kas bulunur, insan vücudunda 800 kas olduğu halde, tırtılların vücutlarında 4 000 kadar kas vardır. Böceklerin kasları kabuklarına bağlıdır. Bu kabuklar böceklerin hafif olmalarını sağladıkları gibi, kullanışlı bir kaldıraç sistemi de oluştururlar.

Böceklerin küçük yapılı olmalarının sağladığı bir üstünlük, düşmanlarından kolayca kaçabilmeleridir. Düşmanı yaklaştığı zaman böcek yerdeki veya ağaç kabuklarındaki küçük oyuklara gizlenir. Ayrıca vücutları küçük olduğundan, yaşamlarını sürdürebilmek için çok az besin, su ve oksijen gereksinirler. Böceklerin kabuklarıyle, solunum sistemleri onları küçük olmaya zorlamaktadır. Böcekler daha çok büyüselerdi, kabukları çok ağırlaşır ve böcek güçlükle hareket ederdi. Solunum sistemleri ise yeterince oksijen sağlayamazdı.

Bütün hayvanlar oksijen gereksinirler. Solunum işlemi sırasında, solukla vücuda giren oksijen sindirilmiş besinlerin yakılmasını ve enerji üretimini sağlar. Memeliler gibi gelişmiş hayvanların geniş akciğerlerinde hava binlerce küçük soluk borucu-ğunun içinden geçer. Bu borucuklar oksijenin soğurulduğu akciğer yüzeyini genişletirler. Böcekler, vücutlarının iki yanında bulunan küçük deliklerden solunurlar. Bu delikler solunum boru-cuklarıyle birleşirler. Bu borucuklardan çıkan daha küçük borucuklar hücrelere giderler. Böceklerde geniş bir solunum yüzeyi vardır.

Daha küçük böceklerde hava vücuttaki solunum borucukları içinden geçer. Havanın vücut içinde ilerlemesini sağlayan itici bir mekanizma olmadığı için, bu solunum sistemi elverişli değildir. Ancak arı ve çekirge gibi daha büyük bazı böceklerde vücut çeperi havanın deliklerden vücut içine girip çıkmasını sağlayacak biçimde genişleyip büzülür.

Nehirlerde ve göllerde yaşayan böceklerin çoğu larva evresinde, solungaçlarının yardımıyle solunurlar. Solungaçlar, suda erimiş durumda bulunan oksijeni soğuran özel organlardır. Sivrisinek larvaları suda yaşamakla birlikte solungaçlara sahip değildirler. Bunlar, su yüzeyine doğru uzattıkları özel yapıların yardımıyle solunurlar.

İnsan kanı, içerdiği bir boya maddesi nedeniyle kırmızıdır. Hemoglobin denilen bu madde oksijeni taşır. Ancak böceklerin kanı bu tür bir madde içermediği için renksizdir. Böceklerin kanı, basit bir borucuklar sistemi içinde akar. Kalp, böceğin gerisinde yer alan kalınlaşmış bir borucuktur. Bu yapı, kanı vücudun ön tarafına doğru iter. Kan çeşitli organlara gidecek sindirilmiş besinleri iletir ve artık maddeleri toplar.

Değişik böcek türleri farklı besinlerle beslenirler. Peygamber böceği gibi bazı böcekler etçildirler. Ağustos böcekleri gibi bazı türler ise otla beslenirler. Kulağakaçanları da içeren bir grup ise hem otçul hem de etçildir.

Böceklerin ağız yapıları yedikleri besinlere göre biçimlenir. Karınca ve kulağakaçan gibi böcekler, besinlerini çiğneyerek yedikleri için güçlü çenelere sahiptirler. Bu yapı biçimi çiçeklerin bal-özüyle beslenen kelebeklerde ve pulkanatlılarda bulunan ağız parçacıklarının biçiminden çok farklıdır. Bazı çiçeklerde balözü, boru biçimindeki çiçeğin dibinde bulunur. Ancak kelebekler ağızlarında bulunan uzun ve boş bir borucuğun yardımıyle balözünü kolayca emerler. Hortum denilen bu borucuk kullanılmadığı zaman kelebeğin başı altında kıvrılmış olarak durur. Bit ve tahtakurusu gibi emici böceklerin iğneye benzer keskin ağız parçaları, bu böceklerin çeşitli hayvanların kanını kolayca emmelerini sağlar. Bitki özlerini emen yarımkanatlılarda da benzer ağız parçacıkları vardır.

Böceklerin sindirim sistemi ağızdan, karın bölü-tünün ucunda bulunan bir deliğe doğru uzanan bir borucuktan oluşur. Sindirilecek besine, bu borucuk boyunca çeşitli kimyasal maddeler karışır. Sonuçta besin sindirilir ve kana geçer. Artık maddeler sindirim borucuğunun sonunda bulunan anüs yoluyla dışarı atılır.

Çoğu böcekler yumurtlama yoluyle ürerler. Dişi böcek, erkek böcekle çiftleştikten sonra, yumurtaları erişkin böceklere dönüşecek biçimde gelişmeye başlar. Dişi böcekler çoğunlukla yaşamları boyunca bir tek kere çiftleşirler. Erkek böcekten dişinin vücuduna geçen hücreler, burada toplanarak binlerce yumurtanın gelişmesine katkıda bulunurlar. Kraliçe arı, çiftleşme sırasında erkek arıdan aldığı hücreleri birkaç yıl vücudunda taşıyabilir.

Bazı dişi böcekler her defasında tek bir yumurta yumurtlarlar. Beyazkarınca (termit) gibi bazı türler ise günde 10 000′den çok yumurta yumurtlayabilirler. Yavru böcekler, gelişim sırasında birkaç evreden geçerler. Yumurtadan çıkan yavru böceğe larva denir. Kelebeğin larvasına tırtıl adı verilir. Tırtıllar, erişkin kelebeklere hiç benzemezler. Erişkin böceklerden farklı olarak larvaların genellikle altıdan fazla bacağı vardır. Bazı larvaların ise hiç bacağı olmaz. Larvalarda kanat yoktur ve erişkinlerinden farklı besinlerle beslenirler.

Larva büyüdükçe, dış derisi dar gelmeye başlar. Bu nedenle larvalar birkaç kez deri değiştirirler Larva tam büyüdükten sonra, erişkin böceğe dönüşmek için başkalaşma sürecinden geçer. Bu amaçla, rahatsız edilmeyeceği uygun bir yere yerleşir. İpek böceği larvası gibi bazı pulkanatlı larvaları, daha iyi korunabilmek için çevrelerine ipekten bir koza örerler. Daha sonra larva son bir kez deri değiştirerek pupaya dönüşür. Bu evre, başkalaşma süreci içindeki dinlenme evresidir. Pupaların derisi oldukça serttir. Pupa derisi incelendiğinde, içerdeki erişkin böceğin bacakları ve kanatları görülebilir.

Ev sineği gibi bazı böceklerin pupaları gelişimlerini birkaç günde tamamlayabilirler. Öteki böceklerde pupa evresi bütün bir kış mevsimi boyunca sürer. Gelişim tamamlanınca, pupanın sert derisi yırtılır. Tam olarak büyümüş olan böcek, dışarı çıkar. Vücudu nemli, kanatları küçük ve yumuşaktır. Ancak, bir iki saat dışarıda kalınca, vücut kurur, kanatlar açılıp genişler ve böcek uçmaya hazır olur.

Mayıs böceğinin başkalaşması bir yıl sürdüğü halde, erişkin mayıs böcekleri, çoğunlukla bir günden fazla yaşamazlar. Bu kısa süre içinde çiftleşir, yumurtlar ve ölürler. Bazı dişi beyazka-rıncalar ise 40 yıl kadar yaşayabilirler.

Bazı böcekler başkalaşmanın tüm evrelerinden geçmezler. Düzkanatlılarla kızböcekleri yarı başkalaşma gösterirler. Yumurtadan çıkan yavrular erişkinlerine benzerler. Ancak daha küçük ve kanatsızdırlar. Bu durumda nimfa adını alırlar. Nim-falar büyüdükçe, larvalar gibi deri değiştirirler. Çünkü derileri vücutlarına dar gelmeye başlamıştır. Her deri değişiminde biraz daha büyüyen, küçük kanatçıklar ortaya çıkar. Son deri değişiminde, kanatlar gerçek büyüklüklerine erişirler ve nimfa erişkin sayılır.

Bazı böcekler oldukça değişik bir biçimde ürerler. Dişi yeşil sinekler bazen çiftleşmeden yumurtlarlar. Bu üreme biçimine, döllemsiz çoğalma denir. Yavru yeşil sinekler yumurtadan, dişi sineğin vücudu içindeyken çıkarlar ve canlı doğarlar. Bütün yavrular dişidir.

Çoğu böcekler çok sayıda yumurta yumurtlarlar. Böceklerin birçok düşmanı vardır. Çok sayıda böcek, düşmanları tarafından öldürüldükleri halde, hızla çoğaldıkları için türlerinin sürdürülmesi tehlikeye girmez. Böcekler korunma ile ilgili çeşitli yöntemler geliştirmişlerdir. Bazıları bulundukları ortamda göze çarpmamayı başarırlar. Kimi tırtıllar, üzerinde yaşadıkları dalın bir parçasıymış gibi görünürler. Çoğu tırtıllar ve bazı erişkin kelebekler yapraklara benzerler.

Birçok böceğin korunma amacıyle kullandığı iğnesi veya zehiri vardır. Arıların, eşek arılarının ve bazı karınca türlerinin sokunca çok acı veren iğneleri vardır. Bir tür kınkanatlı ise, vücudunun arka kısmından bir gaz çıkarır.

Zehirli böcekler çoğunlukla parlak renkli olurlar. Örneğin eşek arılarının parlak bir vücutları vardır. Bu böceklerin düşmanları, parlak renkli nesnelerden uzak dururlar. Bazı zararsız böcekler de tıpkı sokan böcekler gibi parlak renkli olurlar. Bu tür böcekler, bu benzerlikten yararlanarak kendilerini koruyabilirler, örneğin iğnesiz bir tür sineğin vücudunda tıpkı arılara ve eşek arılarına benzer çizgiler vardır. Kurbağalar, bu sineği, eşek arısı sanarak dokunmazlar.

Böcekler doğadaki denge açısından çok önemlidirler. Çoğu böcekler sonsuz denilebilecek sayıdadırlar. Bunlar daha büyük hayvanlara besin olurlar. Böcekleri yiyen hayvanlar da başka hayvanlar tarafından yenirler. Böylece, böcekler besin zincirinde önemli bir yer almış olurlar. Büyük hayvanların yaşamlarını sürdürebilmeleri dolaysız veya dolaylı olarak böceklere bağlıdır.

Çoğu bitkiler, çiçek tozlarının yayılması açısından arılar ve pulkanatlılar gibi böcekleri gereksinirler. Bazı böcekler ise, besin aramak amacıyle toprakta gezinirlerken, toprağın niteliğini geliştirirler. Çünkü toprak ölü bitki ve hayvanlardan temizlenmiş olur.

Bazı böcekler insanlara doğrudan doğruya yararlı olurlar. Örneğin, arılar bal ve mum sağlarlar. İpekböceğinin kozalarından ipek elde edilir. Ayrıca bir tür kırmızı böcekten boya ve bazı böceklerden de ilâç yapımında kullanılan maddeler elde edilir.

Bazı böcekler ise insanlara çok zarar verirler. Ekinleri,giysileri, mobilyaları.kitapları hattâ insan etini yiyen böcekler vardır. Bir ekin çekirgesi sürüsü, büyük bir tarlayı birkaç saatte yiyip bitirebilir. Beyazkarıncalar evlerin kerestelerini oyarlar. Bazı böcekler hastalıkların yayılmasına neden olurlar. Sıtma, uyku hastalığı, kolera, sarı humma hep böcekler tarafından yayılan hastalıklardır.



Bölgeler ve Şehirler Bölgeler ve Şehirler
Nedir - Ne demek - Hakkında Bilgi - Kısaca